Onlar bizim koynumuzdan çıktılar.

Ve neredeyse dünyayı başımıza yıktılar.

Hoca diye bir ermeni-yahudi bozması düştü önlerine. Yerleştiler devletin en mahrem yerlerine.

Türkülerimizle kafeslediler bizi...

Müslüman böyedir diye kandırdılar gençlerimizi…

Tarihten almamıştık ders.

Lavrens de medreseden çıkmıştı.

her adımıydı onun bize ters.

Türk okulları açtılar diyarlara okul.

Yetiştirdiler Amerika’ya kul

Her milletten çocuklara türküler söylettiler.

Göz boyamaya Türkçe Olimpiyatları dediler.

Sonra yerleştiler Peygamber Ocağına.

Neredeyse attılar bizi gavurun kucağına.

Bir anda yurdumuzu ateşe verdiler...

Tanklarımızla toplarımızla

Türkün üzerine geldiler.

Zerre kadar acımaları yok, merhametleri yoktu.

Gavurlardan  alkışçıları çoktu.

Al bayrağın üzerine yürüdüler.

Meclisi bile bombaladı bu alçak hainler...

Başarsalardı; dümdüz edeceklerdi hem  devleti hem milleti. Gavura sunacaklardı altın tepside koooca memleketi.

Ama Halil öğretmen atıldı ileri.

Köprünün üstünde karşıladı hainleri…

Vuruldu düştü, geri dönmedi.

Sütre  gerisine asla sinmedi.

Yedi vatan için kurşunları...

Peşinden akın etti serdengeçti arkadaşları...

İlk kurşunu yiyen Pınarbaşılı Öğretmen Halil.

Cesaret vermişti herkese Rabb-i Celil

O sıra Reis ses verdi meydanlara çağırdı bizi...

Vatan aşkı doldurdu birden yüreklerimizi.

Gavura kalacaktı koskoca memleket.

Mahkemeler kuruldu hainlere yağdı ceza.

Ama içlerinde hainlik var mı hala???

Dinlettiler bize dünyanın yalanını.

Gördünüz mü hiç pişman olanını.

Yeter artık aklımızı başımıza devşirelim.

Ve onlara hak ettikleri değeri verelim.

Halil Aslan... Matematik öğretmeni... Sınıf arkadaşım... Pırıl-pırıl bir kardeşimiz... 15 Temmuzda köprüde ilk hain kurşunu yiyen kahraman… Anlatıyor;

Askerler, polisler yolları kesmişler. Polisler Dediler ki “Cumhurbaşkanımız emniyette.” Altunizadeye doğru yürüdüm. “Evlere gidin dediler.”  Polise dedim ki: “Sizin silahlarınız küçük. Askerle baş  edemezsiniz. Bırakın halk yürüsün . Darbeyi ancak halk önler.  “Ben sorumluluk alamam” dedi.

O arada iki tank aşağı geçti. Halk yürüdü. Halk tanklara taş atmaya başladı . Yürüdükçe kalabalık yavaşladı. Ben en öndeyim, yavaşlamadım. Biri gişeden bayrak sallıyor. Biri yatmış baktım ölü mü sağ mı? Sağ.

Tanklara doğru yürüyorum. Arkamda kim var bilmem. Geri bakmadım. Bir silah sesi! Bir silah sesi! Yer gök inliyor...  Salâvat getiriyorum. Bir ara mevziye mi girsem dedim… Ama yok olmaz niyetini bozma diye düşündüm. “Ben vurulur şehit olurum. Halk arkamdan gelir bu hainlari yener.” Diye düşünüyorum ve salâvatlarla ilerliyorum.

Tanklarla aram da 15 – 20 metre var. Sol bacağımdan vuruldum parçalandı yere düştüm. Baktım sağ bacağım da uyuştu. Belden yedik kurşunu dedim ve Allah(cc)’a hiç o kadar içten yalvarmamıştım. “Allahım! Ya şehit olayım yada sakat kalmayayım. Hainleri galip getirme! dedim.

Uzun süre yerde kalmışım… Beni hastaneye götürdüler aklım başımda. Hanımın telefonunu verdim. Kan grubumu söyledim. 4 gün komada yatmışım. Uyandığımda silah sesleri var kulaklarımda. Psikolojik. Şükür attım kafamdan.

İşte size bir 15 Temmuz Kahramanı GAZİ HALİL ASLAN.

Bir de hainleri dinleyin. Bakın ne tiyatro masalları anlatırlar. Kaz kafalılar da dinler. 

mehmet ali usta

FERİZLİDEGÜNDEM'den alıntı