Var mı bayramlarda sevinmeyenimiz? Sanki sihirli bir el bizi bayramlarda  neşeye gark eder. Dünyaya bakışımız güzelleşir. İnsanlara bakışımız… Dosta… Hatta düşmana bakışımız bile güzelleşir.

Bayram birlikte sevinelim demektir. Toplu sevindiğimiz günlerdir.  O yüzden fakirleri de gözetmeliyiz ki: Onlar da sevinsinler.

Bayramlarda herkes herkesle barış  peşindedir hep. Ama ince bir yarış da vardır.  Beni görün yarışı… Olsun. Seni de görelim ne var yani. Yeter ki; sevinelim

Bu yıl da mübarek ramazanı uğurluyoruz.  Gelen bayram.

İşte bayramlar… Bize bir fırsat veriyorlar.  Koptuğumuz insanlarla tekrar samimiyet kurma fırsatı. Olur ya dargınlık girmiştir araya

Bunun da bir ölçüsü var dinimizde. O da şudur: Bayramda barışacağın kişinin durumunu tart. Barıştan sonra senin ve elinin altında bulundurduklarının  varlığına bir zarar vermeyeceğinden emin olursan barış. Yoksa barışmak zorunda değilsin.

Bir de barışmasını istediğin kişilerin de; barış sonrası aynı şekilde bir birine zarar vermeyeceğine eminsen barıştır. Yoksa vebal altında kalırsın.

Bayramı bir gösteriş yarışına çevirmeyelim.

Bayram nereden geliyor bir de ona bakalım.

Ramazan orucu ilk defa hicretin 2. yılı farz kılınmış. Bu ayı oruçla geçiren müminler sonraki ayın (şevval) ilk üç gününü bayram olarak kutlamışlardır. Bu sebeple bu bayrama Ramazan bayramı veya bayramdan önce fitre (fıtır sadakası) verildiği için de  fıtır bayramı da denilmiştir.

Eski dostları arayalım. Sormayanları biz soralım. Ve sevincimiz yüzümüzden eksik olmasın.

HERKESİN BAYRAMI ŞİMDİDEN MÜBAREK OLSUN.

NOT: Bayramda bir araya gelince lütfen miras lafını etmeyelim. Huzur kaçmasın.