Kıymetli okurlar!

    2003 Yılından bu yana ise bu haftaya “Din Görevlileri” de ilave edilerek “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” olarak kutlanmaktadır.  

    Hafta münasebetiyle her yıl farklı bir temayı ön plana çıkaran Diyanet İşleri Başkanlığı; bu yılki temayı ise; cami hayatın içinde hayat caminin içinde olmalı düsturundan hareketle “ CAMİ VE HAYAT” olarak belirlemiştir.

    Değerli okurlar!

    Hz Âdem’in yeryüzüne  indiriliş serüvenini hepimiz değişik vesilerle okumuş veya dinlemişizdir. Hz Âdem (as) yeryüzüne  indirildiğinde ilk olarak bir mescit inşa etmiştir.

    Nitekim Rabbimiz Ali İmran suresinin 96. Ayeti kerimesinde bu durumu:

“Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi elbette Mekke'de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ'be'dir.” buyurmak suretiyle  bunu bizlere haber vermiştir.

    Buradan şunu anlıyoruz; yer yüzü ilk imar ve iskana açıldığında ilk bina bir mescid yani halk ifadesiyle “Allah’ın Evi” olmuştur. Bu durum da tabii ki çok makuldür. Zira yeryüzü mülkünün yegâne sahibi Allah’tır.

 Hz Âdem’den peygamberimize  (sav) kadar Müslümanlar bir yeri imar ve iskân edeceklerinde ilk olarak bir mescid inşa etmişler, daha sonra ikamet edecekleri evleri o mescidin etrafına inşa etmişlerdir.

Tarih boyunca mescitler adeta şehirlerin kalbi mesabesinde olmuş, medeniyetler, kültürler buralarda tesis edilmiş, Müslümanların dünyevi ve uhrevi gündemleri buralarda görüşülmüş; içtimai, siyasi, askeri ve dini kararlar bu mekânlarda alınmıştır.

  Bu meyanda Efendimiz (sav) Medine’ye ilk hicret ettiklerinde ilk olarak Küba mescidini inşa etmiş, daha sonra Medine’de ise daha konaklayacağı evi yapmadan mescidin yapılacağı arsanın tayinini yapmış, hızlıca mescidin inşasına başlamış ve kendisi bizzat mübarek omuzlarında kerpiç taşımak suretiyle fiili olarak orada çalışmıştır.

     Malumdur ki “mescid” secde edilen, (kulluk edilen) mekân anlamına gelir.

İnsan Allah’a kulluk ede- ede kul olmuş, yaratanına itaat etmiş, onun yasaklarından kaçınmış, nefsini arındırmış ve kemal mertebesine ulaşmış bu vesileyle  “ahseni takvim” yaratılmışların efendisi mertebesine yükselmiştir.

   Mescidlerimizin bir diğer adı camidir. Cami; toplayan, bütünleştiren, kaynaştıran anlamına gelir.  

     Bu mekânlar birlik ve beraberliğimizin sembolüdür.

     Camilerimiz, bedenlerimizi birleştirdiği gibi kalplerimizi de birbirine yakınlaştıran, bizleri birbirimize kaynaştıran, bizleri kardeş olmanın hazzına kavuşturan mübarek mekânlardır.

     İşte bütün bu sebeplerden dolayı tarih boyunca ecdadımız cami ve mescid inşasına çok ehemmiyet vermiş, gerek estetik gerek mimari açıdan son derece mükemmel mekânlar inşa etmişlerdir.

     Değerli okurlar!

     Rabbimiz Kerim kitabında mescidlerin inşası hakkında tevbe suresinin 18. ayeti kerimesinde şöyle buyurmuşlardır:

“Allah'ın mescitlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.”

    Biz bu ayette geçen imarı genelde sadece fiziki bina inşaatı olarak algılarız. Bu doğrudur. Fakat eksiktir. Çünkü imar kelimesi, hem inşa hem ziyaret anlamlarına gelir. Nitekim Kabe’ye hac mevsimi dışında ziyarete gidenlere “Umreci” denir.

   Yukarıdan beri anlattığımız fiziki inşa elbette önemlidir. Çünkü Efendimiz bir hadislerinde: “kim içinde Allah’ın isminin anıldığı (ona ibadet edilen) bir mescid yaparsa Allah’ta o kişi için cennette bir köşk yaptırır buyurmuştur.”

   Fakat günümüzde fiziki inşa kadar belki de ondan daha önemli olan manevi imardır.  Yani camilere (mescitlere) gidip oralarda birlikte ibadet etmek, birbirimizden haberdar olmak, birbirimizin derdiyle hemdert olmak, kaynaşmak, kardeş  olmaktır.

  Camilerden ayağımızı kestiğimiz için gönüllerimiz birbirimizden uzaklaştı, kalplerimizde birbirimize karşı kin ve nefret arttı. Bölündük, parçalandık, hiziplere ayrıldık dolayısıyla gücümüz kuvvetimiz kırıldı.

Efendimiz bir hadisi şeriflerinde:

“Bir kimsenin mescidle alakasını görürseniz (camiye sık sık gitmek) onun mümin olduğuna şehadet edin, zira Allah (cc) şöyle buyuruyor: “Allah'ın mescitlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.”

Bu duygu düşüncelerle,

Görevlisinden-Emeklisine hademeyi hayrat olan Din Gönüllüleri’imizin, Camiler ve Din Görevlileri haftasını tebrik ediyor, vefat eden görevlilerimize Rabbimden Rahmet, hayatta olanlarına sağlık ve afiyet niyaz ediyorum.

Geliniz!

Camilerimizi Hayatımızın içinde

Hayatlarımızı camilerimizin içinde

Rabbimizin rızası doğrultusunda yaşayalım....

                                    Bedrisinan Yazıcı

                                   Ferizli ilçe Müftüsü