Emin bir kaynağa göre: Sion kaynaklı özel bir kurul vardır. Bu kurul,  İslam’ın çağa dönük yorumunu yapar. Boşluklarını bulur ve piyasaya sürer ki:  Müslümanlar  birlik olmasın, işin özünden uzaklaşsınlar. Bunun için de genelde yerli olmayan satılmış hainleri kullanırlar. FETÖ de bunlardan biri midir? Bakalım...

FETÖ: İlk mektep mezunu bir imam iken; yetmişli yıllardan beri -dinimizin bize doğru anlatılmamasından doğan boşlukları doldurmak adına- ağlamaklı vaazlar vermeğe başlamış, kendini beğendirmiş ve orta sınıfın kasetlerini vaazlarıyla doldurmayı başarmıştır.

Bu arada İzmir’de bir derneğe yamanmış ve orada SIZINTI adında bir derginin orta iki sayfasında yazılar yazmıştır.

O dergide önceleri resimlerin kafalarını bedenden bir çizgiyle ayırma gereğini -dini bir doğru olarak duymuş. Ama ileride bundan vazgeçmiştir.

“Nurcular “diye bilinen cemaatin arasına girmiş;  Said-i Nursi’nin Risalelerinin  bugünkü nesil tarafından anlaşılmadığı -haklı-  tezini savunmuş ve risaleleri şimdiki dile aktarma işine girişmiştir. Bu alanda istediği fitneyi sokma şansını da bulmuştur?  Hem de hazır bir cemaatin tartıştığı fakat reddemediği biri mi olmuştur?

Aynı işi tefsir konusunda da yapmış.  Hamdi Yazır hocanın tefsirini yeniden düzenleyip  gazete  ekinde dağıtmıştır. Yeni bir Osmanlı tarihi yazdırmış. Peygamberimizin hayatını yeniden yazmış ve müritlerinin mutlaka okumalarını  temin etmiştir.

Daha sonra bir işaretiyle dünyadaki bütün yeni ideolojilerin yaptığını yapmış. Günlük bir gazete de yayınlanmaya başlamış. ZAMAN isimli bu yayın, müritliğin adeta nişanesi olmuştur. Hatta esnaf arasında bir caka satma aracı olarak da görülmeye başlanmıştır.

Kısaca kendine göre bir fikir alt yapısı oluşturmuştur. Bizlerin  aval bakışları  önünde…

Bir de sözde faizsiz bir banka kurdurmuş. Şirketler… Okullar açtırmış.  Kendisi hiçbir şeye el sürmemiştir.

Öte yandan  ABD’nin 60'lı yıllarda yurdumuza gönderdiği BARIŞ[!]GÖNÜLLÜLERİ’nin çalışmalarından da faydalanılarak; her ile birkaç profesyonel propagandist görevlendirilmiştir.

O illerde acil ihtiyaç olan sivil toplum faaliyetleri belirlenerek toplum önderleri kafeslenmiştir.  Ya da yeni önderler ortaya çıkarılmıştır. Asla moloz adam kullanılmamıştır. Zeki ve varlıklılar tercih edilmiştir. (arada elbette istisnalar var.)

Bir de çalışkan ve zeki zengin çocuklarının devşirileceği dershaneler… Öğrenci evleri ve yurtları kurmuştur. Fakirlere pek yanaşmamıştır.

Bu kurumların masrafarı; CENNET VAADİYLE ORTA SINIFTAN TOPLANMIŞ: Senet ver. Çek ver . Nakit ver… Çıkarken de bozuk paralarını kapının altındaki halının üzerine boşalt. İnşallah cennetin kapısında adın okunacaktır. Paralar böyle cem edilmiş. Ve gavurun hizmetinde kullanılmıştır.

ALLAH(CC) FIRSAT VERMESİN

İşte kazın ayağı burada kopuyor. Bu dershanelerde öğretmen dahi olmayan birtakım kişilerin okuttuğu talebeler; üniversiteye girişlerde yüksek puanlar almışlar ve genelde hukuk ve askerlik bölümlerine yerleşmişlerdir. Bir yandan da üniversiteli olmak: Çok özel olmak diye bir düşünce  körüklenmiştir. Vatandaş  bu durum karşısında şaşırmış ve araştırmış! “Nasıl kazanıyorlar?”

Buna cevaben de:  Hoca Efendi(!)’nin duasını göstermişler. Dua ediyor, kazanıyorlar… demişler. O haini evliya mertebesine yüceltmişlerdir.

Oysa darbeden sonra ortaya çıktı ki: Yıllarca sorular çalınmış ve yandaşlara dağıtılmış. Keza KPS sınavlarında durum aynı. YANİ GARİBİN HAKKI ÇATIR- ÇATIR ÇALINMIŞ VE YENMİŞTİR.

Toplum da; işine geldiği ve problemlerini kolayca PARA ile  çözdüğü için sesini çıkarmamıştır. Ayrıca Evliya (!!!) dan da tırsmak var…

Yani Bu evliya(!)’nın müritleri kul hakkı yemişler. Başkalarının haklarını utanmadan gasp etmişlerdir.

İşin acı yanı bunların toplumun huzurunda oluşudur. Yüzleri de kızarmıyor.

Derken diğer memleketlerde Türk Okulları adında okullar açmışlar. O ülkelerin seçkinlerinin çocuklarını okutmuşlar. Ama hepsine İngilizce öğretmişler. “Türkçe mi? O da neye yarar? “ Birkaç öğrenciye de birkaç  türkümüzü ezberletip Türkçe Olimpiyatları adı altında devletten her türlü desteği de görerek bizi kayışlamışlardır.

Yurtdışı kurumların da masrafarı; il-il taksim edilip yine orta sınıfın sırtına yüklenmiştir.

İşin acı yanı bu ülkelerde İngilizceyi Türk parası ile öğretiyor olmaları ve hizmet yapıyorum diye boğaz tokluğuna Anadolu çocuklarını oralarda çalıştırmalarıdır.

Cennetlik(!)  garibanlar türetmişler. O garibanların eşlerini seçmesine kadar her işlerine burunlarını sokmuşlar. Onları birer robot haline getirmişlerdir.

Bu nasıl mı olmuş? Her hafta bir müridin evinde bir mürit toplantısı düzenlenmiş. Said’in değil Hoca (!)’nın risaleleri okunmuş.

Orada imam tarafından  bir  bilgisayar ve hoparlörler kurulur ve önce bir CD dinlenir. Burada ev sahibinin  “Birinci Sınıf CD teşkilatı” olsa da  asla kullanılmaz. Niçin?

1-Şimdi 1974  yılına gidelim. Birleşmiş Milletler bir karar alıyor o yıl. Özeti Şu: “Elektro manyetik dalgalarla insan beynini yönlendirmek yasaktır.”  Yine 2011 e gidelim.

2- FETO haini bir genelge yayınlıyor ve diyor ki: “Bizim düsturumuzu ne kadar iyi bilirse  bilsin. Ne kadar severse sevsin; en az bir yıl bizim evlerimizde veya dershanelerimizde  kalmayan müritlere önemli görevler vermeyin. “Neden acaba? (Beyni ayarlanmadığı için olmasın.)

3- 15 temmuz darbe girişimi oldu. O zamandan beri Bir yığın itiraf… Baylok ve sair gerçekler ortaya çıktı: Bu hareketin Bir ABD güdümlü hain hareket olduğu. FETO’nun gerçekte bir şarlatan olduğu sonucuna varan bir sürü mahkeme kararı var.

Allah aşkına  bunların müritlerinden; gerek ceza görsün gerek görmesin bir tane pişman olanını gördünüz mü?

İşte bu üç gerçeği gözönünden kaçırmamalıyız. Ve bu müritleri biz de önemli devlet ve cemiyet görevlerine getirmemeliyiz. Ola ki: Beyinleri yıkanmış olmasın. Yoksa bunlar da bizim insanımız. Kardeşimiz… Dayımız…Amcamız… Komşumuz.

İşte 15 temmuz. 160 küsür general… Binlerce okumuş… Sözüm ona Türk Subayı ve diğer sivil FETÖCÜ… Hepsi seçme zeki insanlar... Yüksek tahsilin ötesinde eğitim görmüşler...

Bu adamlar AYYILDIZLI BAYRAĞA KURŞUN SIKTILAR. Gözlerini kırpmadan Büyük Millet Meclisimizi bombaladılar. Halkın üzerine tankları sürdüler. 253 vatan evladını şehit ettiler. Ve benim Halilim’i vurdular. Onun gibi 2 bin evladımızı gazi ettiler.

Anlaşıldı mı bunların beyni nasıl mankurtlaştırılmış? Bu akıl almaz bir şeydir.

Daha elim ve daha vahimi ise; bunlardan hiç birinin bu kadar delil ortaya konduğu halde hala PİŞMAN OLMAMALARIDIR. Bu da işlemin sağlamasıdır. Biraz dikkatli bakarsak; hala macera peşinde olduklarını görüyoruz. İflah olacaklarını da sanmıyorum. Elbette ki bu insanlarımızı yabana atmayacağız. Adaletin verdiği cezayı çekerler. Ama biz de: Görevler konusunda dikkatli olmak zorundayız.

Bir kaynağımın anlattığına göre: FETÖ haşa

Peygamberimizle rüyada 10 günde bir görüşürmüş.  Ondan aldığı emirleri baş imam, imam ve silsile tertibiyle beldedekilere kadar iletirmiş. Onlar beldede olan her sosyal ve siyasal olaya müdahale edeceklermiş. Orada örgütler kurmalıymışlar. Ya da kurulu örgütlerin içinde yer almalıymışlar. (Kurmuşlardı zaten)

Herkes bu anlattıklarımın ışığı altında etrafına bir baksın bakalım PİŞMAN OLAN VAR MI? Yoksa maça devam mı? Allah(cc) akıllarını başlarına devşirmeyi nasip eylesin

(mehmet ali usta 01 temnuz 2019

FERİZLİDEGÜNDEM'den alıntıdır)