Kıbrıs bir osmanlı adası idi. Orada rumlar ve türkler birlikte yaşarlardı. 

Osmanlı İmparatorluğu adayı 1878 tarihli kiralama antlaşmasıyla 50 yıl süreyle Birleşik Krallık'a bırakmıştı.1920'de kiralama süresine 8 yıl kala. Siyasi kavgalar başladı. Silahlı çatışmalar olmadı.

1920 yılında Rumlar, İngiltere'nin onayını almadan Yunanistan'a katılmak için halk oylaması yapmak istediler. Birleşik Krallık yönetimi buna izin vermedi.

Bu sefer  Rumlar, önce Birleşik Krallık'ı adadan çıkarmaya koyuldular. 1950'lerin sonuna kadar bu bağımsızlık hareketi sürdü.

 1960 yılında uluslararası anlaşmalara dayanan bir Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Birleşik Krallık'ın adadan çekilmesiyle beraber Rumlar, Türklerle birlikte ortak devlete razı olmadılar. Kıbrıs’ın tüm yönetimine kendileri el koyma yoluna gittiler; uluslararası anlaşmaları ve anayasayı çiğneyerek Türklere saldırılarda bulunmaya başladılar.

5 Temmuz 1974'te Türkiye, Yunanistan ve İngiltere dışişleri bakanları I. Cenevre Konferansı çalışmalarına başladı. 10 Temmuz'da sona eren konferansta; anayasaya uygun bir hükümetin yeniden kurulması, Kıbrıs Cumhuriyeti'nde Kıbrıs Türk Toplumu ile Kıbrıs Rum Toplumu olmak üzere iki otonom idarenin mevcudiyeti' kabul ve ilan edildi.

Başbakan Bülent Ecevit, adada gelişmelerin kötüye gitmesi üzerine, diplomatik görüşmeler yapmak üzere Londra'ya gitti.

Acil olarak toplanan TBMM, Hükümete genel savaş açma yetkisi verdi. 14 ilde sıkıyönetim ilan edildi. Trakya'da bulunan 1. Ordu, Ege ve Akdeniz'de bulunan birlikler alarma geçirildi. Ayrıca Kıbrıs'a harekat için karargahı Adana'da bulunan 6. Kolordu Türkiye'nin adaya en yakın noktası olan Mersin'e kaydırıldı. 

 “Biz aslında savaş için değil, barış için, yalnız Türkler’e değil, Rumlar’a da barış getirmek için Ada’ya gidiyoruz. Türkiye’nin Kıbrıs’ta barış, kardeşlik ve özgürlük için giriştiği harekât, bu sabah erken saatlerde başlamıştır…”

Başbakan Bülent Ecevit ortak müdahale yapılabilmesi için İngiltere'ye gitti. Bu sırada koalisyondaki MSP Lideri ve Başbakan Vekili Necmettin Erbakan Milli Güvenlik Kurulu'nu Başbakan Ecevit'in talimatıyla toplayarak müdahale kararının alınmasını sağladı.

Karar, İngiltere ve Yunanistan Büyükelçilerine ve Ankara'da bulunan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco'ya da iletildi.

Libya'dan uçaklar için motor yağı, napalm malzemesi, 20 mm'lik top mühimmatı; İran'dan roketatarlar; Pakistan'dan mühimmat ve sağlık malzemesi teslim alındı.

20 Temmuz 1974 sabahı Türk ordusu, adaya saat 6:05'ten itibaren havadan indirme ve denizden çıkarma yapmaya başladı. Türk paraşütçüleri Lefkoşa'nın kuzeyine, Hamitköy - Gönyeli ve Pınarbaşı bölgelerine indi. Denizden çıkarma, Deniz Piyade Tugayı'na bağlı askerlerce Karaoğlanoğlu plajına yapıldı.

Rumlar, Türkiye'nin 1963 ve 1967'deki gibi adaya müdahale edemeyeceğini düşünmüşler gafil avlanmışlardı. Akşama doğru karşı harekata başlamaları ise işe yaramadı.

Rumların karşı taarruzu 20 Temmuz akşamından 21 Temmuz sabahına kadar sürdü. Rum birlikleri başarı sağlayamadı. Türk kuvvetleri mevzilerini korumayı başardı. Ertesi gün tekrar ilerlemeye devam eden 4. Paraşüt Taburu, Rum birlikleri tarafından saldırıya uğrayan Kıbrıs Türk Alayı ile birleşerek Lefkoşa Havalimanı ve Kaymaklı bölgesine taarruza başladı. 2. ve 3. Türk Komando Taburları da Zeytinli istikametinde ilerlemeye başladı. 22 Temmuz'da 3. Paraşüt Taburunun taarruzu sonucu, Deliktepe'nin ele geçirilmesiyle, Türk birlikleri önce Girne’ye girdi, daha sonra da Lefkoşa’ya yöneldi. Ateşkes başlamadan Girne-Lefkoşa hattı birleşti.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 353 sayılı kararının 5. maddesi gereği 22 Temmuz 1974 tarihinde ateşkes ilan edildi. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bu başarılı müdahalesinin sonucunda: Yunanistan'daki cunta idaresi düştü. Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki Nikos Sampson Hükûmeti görevini bıraktı.