Ama mesai içinde İlkokulda bulunuyorum. Bir de her gün bir kaç kahveye uğrayıp çay içiyorum. 

Ve bir sabah bir genç çıktı geldi. Ortaokulu sordu. İşte dedim ve zarfı gösterdim. Ardından Sordum. Ne öğretmenisin. Fen dedi. Okul olmadığını anlamış ve üzüntüsü anında yüzüne vurmuştu. Ordan anlamıştım. Öğretmen olduğunu.

Sonra Müdür yardımcım oldu. Çalıştık. Derken sıkı yönetim O'nu Çökekekler Ortaokuluna müdür tayin etti. Gitmemek için uğraştı ama olmadı.

Gitti... Üzülen sadece ben deyildim. Yörenin avcıları da üzüldüler. İyi avcıydı. Cümbüşü de iyi çalardı.

 Ali Fuat Paşa Melekşe Solak Muhteremin köyü... Yani Sakaryalı... Geyve halk oyunlarını iyi öğretir. Çalar oynatır. Ama Sakayalılar; diğer sıradan bir Sakaryalıya gösterdikleri ihtimamı O'na göstermezler. O da okul müdürlüğünden zevk alır. Ki: Hala müdür. 35 yıldır müdür. 

Muhteremin müdürlüğünün ikinci yılıydı. Bir eylül sınavları dönemi. Teftişi geçirmişim, rahatım. Bir sabah baktım. Bir Bakanlık müfettişi çıktı geldi. İnceden bir teftiş... Bir inceleme...

Saat 15.00 olmuş. "Oh be dedi. Müdür bir yemek söyle!" Efendim dedim siz bizim yemeğimizi yemezsiniz.

Dedi: "Söyle sen."

Zaten söylemiştim. Arada Rahmetli Orhan'a köfte yaptırmıştım. İkram ettim. 

Dedi:" Bak müdür! Çökekler diye bir yer var. Orada bir müdür gördüm. Olmaz böyle bir şey. Ne kadar mükemmel. Ne kadar çalışkan. Adı gibi Muhterem. Soyadı gibi Altın. Sordum kim yetiştirdi seni. Senin adını verdi. Sen yetiştirmişsin. Ben de seni bir tanıyayım diye geldim.

" Efendim ben dağınığım. Nuhterem derli topludur." dedim. "Aynen öyle." dedi. 

Şimdi Muhterem AYKUT YİĞİT Ortaokulunda müdür. Ve aynı heyecan aynı şevk. Fotolara bakın. 

Selam sana MUhterem. Gerçekten MUHTEREMSİN ALTIN çocuk.