Allah onlara yardım etmedi mi? Bunu, dünyada yaşamayı Allah'ın yardım etmesi, ölmeyi ise Allah'ın yardımını kesmesi olarak tahmin edenler böyle düşünür. "Siz hiç öldünüz mü ki, ölüme bu kadar kötü bakıyorsunuz? O ulu şehitlere sorsanız; "Dünyada yaşamak mı, ahirette yaşamak mı daha güzel?" Size ne cevap verirler acaba?

Eminim, Hz. Ali'nin ve Amir b. Fuheyre'nin arkalarından hançerlenip şehit edildiklerinde, "işte şimdi kazandım" sözleriyle cevap verirler. "Allah'ın elçilerine inanmalarını kendi toplumundan ısrarla isteyen kişinin (Rivayete göre, Habibi Neccar) sapıklıktan gözü dönmüş halk tarafından şehit edilmesi üzerine Allah'ın ona: "Cennet'e gir" buyurduğunda cennete girip Allah'ın kendisini ne kadar güzel ödüllendirdiğini görünce şöyle demişti:

"Keşke Rabbimin beni ne kadar güzel karşıladığını ve ödüllendirdiğini halkım da bilseydi!"(Yasin:36/26-27) Şehitler, dünyada yaşadıkları hayattan daha mutlu bir yaşam sürecine girdikleri için Rabbimiz onlara ölü dememizi istemiyor:

"Allah yolunda öldürülenler için "ölü" demeyin! Aksine onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz."(Bakara:2/154)

Allah yolunda ölen ya da öldürülen kimse, hayatını ve canını imanına şahit kılmıştır. Yüce Allah şu ayetlerle konuya daha da açıklık getirmektedir:

"Allah yolunda şehit olanlar için "Yazık! Muhammed'in arkadaşları boşu boşuna ölüp gidiyor" diyen münafıklar! Şunu bilin ki onlar sizin bildiğiniz ölüler gibi değillerdir. İlâhî rızaya, İkram ve İhsanlara nail olarak cennette yaşamaktadırlar. Öylesine bahtiyardırlar ki birlikte cihat ettikleri arkadaşlarının da şehit olup bu nimetlere kavuşmalarını isterler.

Peygambere itaat edip cihada katıldıkları için, Allah'ın sonsuz lütuf ve nimetlerine nail olmanın sevincini yaşadıklarını, İlâhî mükafat vaadinin gerçekleştiğini ve geride kalan mümin kardeşlerinin ahiret azabından korkmalarına gerek olmadığını müjdelemek isterler."(Al-i İmran:3/169-171)

Sevgili peygamberimiz Kimlerin şehit olacağını şöyle izah ediyor: "Malı uğrunda öldürülen şehittir. Dini uğrunda öldürülen şehittir. Canını müdafaa ederken öldürülen şehittir. Milleti, ailesi ve yurdu uğrunda öldürülen şehittir."(Tirmizî, Diyat:22)

Şanlı peygamberimizin döneminin ilk şehitleri inançları uğrunda öldürülen Yasir ailesidir. Asıl adı Bamıh (Pamuk) olan Sümeyye, Yemen asıllı kocası Yasir ve oğlu Ammar "Allah Bir" dedikleri için şehit edildiler ve İslam'ın ilk şehitleri oldular. 120 Bin kadar olan Sahabenin sadece 20 Bin civarında olanların kabri başta Medine olmak üzere o bölgededir. Geri kalanların kabirleri nerede? Allah elçisinin dostları İslam'ı yaymak için dünyanın hemen her bölgesine cihat için gidip şehit olmuşlardır.

Bunun için, İsatanbul deyince Ebu Eyyüb el-Ensari akla gelir. Hatta denilebilir ki, Eyüp Sultan İstanbul'un sahibi, Ayasofya'da İstanbul'un tapusudur. Samsat'ta ilk Kur'an neslinden Saffan b. Muattal es-Sülemi oraların manevi bekçisi... Kıbrıs deyince, "Hala Sultan" Lakaplı, Enes b. malik'in teyzesi ve Ubade b. Samit'in eşi Ümmü Haram Rumeysa hanım akla gelir. Maraş'ta Ukkaşe (Ökkeş),Diyarbakır'da Halit b. Velid'in oğlu Süleyman, Orta Asya ve Anadolu'nun muhtelif yerlerine serpilmiş onbinlerce Sahabe mezarları...

Sahi bunlar niçin Mekke ve Medin'de kalmayıp ailelerinden ve sevdiklerinden uzaklarda şahadet şerbeti içtiler. Neden?

Eyüp Sultan'ı 90 yaşından sonra 3000 km. uzaktaki kâfir toprağına yürüten şey neydi? "İman" cevabı verirsek, o zaman onun gibi yapmayanları töhmet altında bırakırız ki, bu doğru olmaz. Yoksa "savaşma arzusu mu?" hem de 90 yaşında...

Doğru cevap bu da değil. Bunun doğru cevabı; " İmdi, Rabbinin adını an ve bütün varlığını O'na ada/Vakfet!"(Müzzemmil:73/8) Ayeti Kerimesidir. Yani Allah'a adanmışlık! Bunun rasyonel bir izahı yok. Tek açıklaması Adanmışlıktır!

Tarih boyunca bütün şehitlerimiz adanmış kahramanlar, ay yüzlü insanlardır. İşte Aybüke öğretmen, Muhammed Fatih'ler, Fethi'ler, Muratlar, Osman'lar, Ali'ler, Ömer'ler ve daha niceleri...

Esasen Fatihler ve kahramanlar adanmışlardan çıkar.

Anadolu'nun kapılarını Müslüman Türk'e açan Alpaslan bir adanmıştı. 50 bin kişilik ordusuyla 200 Bin kişilik Bizanslı mağrur komutan Romen Diyojen ordusunu Malazgirt ovasında mağlup ederek Anadolu'ya girdi.

Endülüs Fatihi Tarık b. Ziyad adanmıştı. 7000 askerle yola çıkarak, binlerce kilometre yolu aşıp Cebel-i Tarık boğazını geçti ve gemileri yaktı. Askerine Şu tarihi nutku irad etti:

"Ey İslam'ın aziz askerleri! arkanız deniz, önünüz düşman. Sizin Allah'tan ve kılıcınızdan başka dostunuz yok. Ben size ölümü emrediyorum! Ben size emrettiğim şeyden kendimi istisna tutmuyorum. Size emrettiğim ölümü önce kendime emrediyorum. En önde ben olacağım. Eğer size emrettiğim şeyi ben yapamazsam, siz de geri durun!"(M. İslamoğlu, Kur'an Neslinin inşası için Pasif iyiden aktif iyiye: S. 82. ) Ve Endülüs'ü Fethedip Endülüs Emevi Devletinin temelini attı.

Kosova fatihi Murat Han bir adanmıştır. 8 Ağustos 1389'da 60.000 kişilik Osmanlı ordusuyla, 150.000 kişilik Haçlı ordusunun karşısında şu duayı yaptı: "Ya Rabbi! Murat kulunun günahları yüzünden şu masum İslâm askerlerini cezalandırma! İlâhî! Onlar buraya sadece senin adını yüceltmek için geldiler. İlâhî! Bu Mümin ordunun helakine beni sebep kılma!"( a.g. e.s.84)

Fatih Sultan Mehmet Han bir adanmıştır. İstanbul'u fethetti. Çağ açıp çağ kapadı ama en önemlisi Şanlı peygamberimiz'in övgüsüne mazhar oldu.

"İstanbul elbette fetholunacaktır. Onu fetheden asker ne mutlu askerdir. Onun Komutanı ne kutlu komutandır!"(Ahmed b. Hanbel Müsned, IV/335, Buhari, et-Tarihul kebir: I/81)

"Ey şehid oğlu şehid! isteme benden makber, / Sana âğuşunu açmış duruyor peygamber!"

Şehitlerin âhiretteki makamını ve orada kimlerle beraber olacağını Ulu Allah şöyle beyan ediyor:

"Gerçek şu ki Allah'a, dolayısıyla O'nun peygamberine itaat edenler, âhirette kendilerine Allah tarafından muazzam cennet nimeti ihsan edilecek olan peygamberlerle, tevhide sadık mü'minlerle, bu uğurda canlarını feda etmiş olan şehitlerle ve daima İlâhî emirlere uygun yaşamış salih insanlarla beraber olacak, onlarla birlikte cennet nimetine nail olacak ve bu muhteşem insanlarla bir arada olmanın bahtiyarlığını yaşayacaklardır. Doğrusu bu büyük mükâfat Allah tarafından böylesi mü'minlere bir ihsandır ve bu mü'minlerin Allah tarafından bilinmesi ve takdir edilmesi onlara yeter!"(Nisa:4/69-70)

Ya Rabbi! Bizi Refiku'l-âlâ; Yüce dostlar katına dahil eyle!
" Amin desin hep birden yiğitler, / "Allahu Ekber" gökten şehitler!"
Şehitler ölmez, Vatan bölünmez!
M. Sait Tandoğan