"SİMDEN GİRÜ HîÇ KİMESNE KAPUDA VE DÎVÂNDA VE MECÂLİS VE SEYRÂNDA TÜRKÎ DİLİNDEN GAYRI DİL SÖYLEMEYE." Diye ferman buyurur. Simden geru bu fermana göre hareket oluna...Duyduk duymadık demeyin...

Dedi Karamanoğlu MEHMET BEY. Ve türkçeyi devlet dili yaptı. Bu olayı en iyi anlatan iki alıntı verelim. Bir bizden... Bir de Gavurdan...

Hoca Arızi konuşmaktadır.

Hoca Arız: Türkmen Beylerim! Bu gün bizlerin en mühim davası, dilimiz ve kimliğimiz üzerinde dolaşan karabulutları dağıtma davasıdır. Bu dava bütün davaların başında gelir. Bu meseleyi halletmedikçe, diğer meselelerimizi çözmemiz mümkün değildir. Çünkü, duygu ve düşünceleri, insandan insana, nesilden nesile nakletmek vasıtası olan dil, her türlü kültür faaliyetlerinin temelini teşkil eder. İnsanoğlu ait olduğu kültürü, ancak dili ile yaşatabilir. Milli birliğini ancak dil ile sağlar. Dil olmayınca ne milli kültür, nede milli birlik sağlanır. Değerli Türkmen Beylerim! Türkçemizde "Hakaniye" adıyla, ecdadımızın İran'da kullandığı Türkçe yazı dilimiz vardı. Şu anda Orta Asya'daki karındaşlarımızın kullandığı Çağatay Türkçesinin yazı dili vardır ve kullanılmaktadır. Ne yazık ki, İran'da ve Suriye'deki, Oğuzlu Türkmen karındaşlarımızla birlikte bizler, Hakaniye Türkçemizin yazı dilini yaşatamadık. Farsça ve Arapça'nın yerleşik diller olmaları nedeniyle, cazibelerine kapıldık. Gördük ki, İran'daki Oğuz ve Selçuk karındaşlarımız Acemleşmeye, Suriye'dekilerde Araplaşmaya yü tuttular. Eğer bizler, Torosların bakir köşelerine ve uçlardaki Türk yurtlarına çekilmeyip, şehir merkezlerinde mukim olsaydık, bizlerin de akbibeti, dilimizi ve milli kimliğimizi kaybetmiş, tarih sahnesinden silinmiş karındaşlarımızın ki gibi olacaktı. Değerli Türkmen Beylerim! Milliyet, bir milletin maddi vücududur. Din ve dil, bir milletin ruhudur. Tarih boyunca ne dinsiz, ne de dilsiz bir millet olmamıştır. Milletlere can veren, milli kültürleri ve o kültürleri nesilden nesile aktarmalarını sağlayan dilleridir. Her millet kendi tarihini, dil ve edebiyatını bozmaya çalışan dahili ve harici unsurlarla mücadele etmektedir. Bugün milletimize ruh ve dinamizm veren değerlerimizin üstü küllerle kaplıdır. Sizlerin küçük bir gayreti, küllenmiş bu kaynağı harekete geçirmeye kafi olacaktır. Göreceksiniz, kaynak yeniden akmaya başlayacaktır. İslamdan önce Avrupa'ya geçmiş olan Bulgar, Macar ve Fin Türkleri dillerini koruyamadıkları için Türklüklerini kaybetmişlerdir. Milli kültürün taşıyıcısı dil'dir. Dil kaybolunca, o dili temsil ettiği milli kimlik ve dolayısıyla insan'da yok olup gitmektedir.
Aynı zamanda Karamanoğlu Mehmet Bey'in de hocası olan Hoca Mevlana Arız'in bu telkinleri, Türkmen beyleri üzerinde çok müessir olmuştu.

"1984" adlı kitabın yazarı Gorge Orwell, 1930'lu yıllarda, Dil konusunda bakın neler söylemiş: "Milletler dil yoluyla çökertilir. Ve bir takım sürüler haline getirilir. Böylece birbirleriyle anlaşmaları yada, belirli sloganlardan başka bir şey anlamaları imkansız hal gelir bu kalabalıkların. Kitleselleşmiş bu kalabalıkları bir değnekle istenilen yola götürmek mümkündür." Bu tehlike bugün de kapımızda durmaktadır. Çocuklarımızın adlarına, giydiğimiz elbiselerdeki motif ve isimlere, dinlediğimiz müziklere, ticaret yaptığımız yerlerin adlarına şöyle bir dönüp bakmalıyız. "Tarih, tekerrürden ibarettir" gerçeğini yaşamadan tedbirlerini almalıyız. Anadolu'daki birliğin bozulmasına rağmen, beylikler dönemi Türk kültürünün ve dilinin tekrar tarihteki yerini aldığı dönemdir. Ne mutlu bu dönemin mimarlarına.