MSaitandogan @ gmail.com

İnsanı yokluktan varlığa getiren, varlık içinde can veren, canlıllık yeteneği bahşeden (Secde:32/9), İnsanoğluna kat kat ikramda bulunarak onu şerefli kılan (İsra:17/70) Rabbimizin şanı yücedir.O Şanı Yüce Rabbimiz, varlık aleminin en üstünü olarak yarattığı insanoğlunun Allah'la arasına başka aracılar koymadan kendisine iman etmesini, tek doğru din olan İslâm'ı yaşamak ve yaşatmasını istemektedir. (Zümer: 39/2-3)

Bu haber 96 kere okunmuş.25 Şubat 2021, Perşembe - 17:34 

Müslüman için olmazsa olmaz, korunması şart olan beş değer:

1- CANIN KORUNMASI: İslam dini insan hayatını dokunulmaz ve kutsal saymıştır. Kendi hayatını korumakla yükümlü olan insanoğlu; diğer canlıların hayatını da koruyup kollamakla mükelleftir.

"Kim cinayet suçu işlememiş veya yeryüzünde fesat çıkarmamış bir insanı/canlıyı öldürürse bütün insanlığı öldürmüş gibi olur. Dahası kim de bir hayat kurtarırsa, bütün insanlığı kurtarmış olur.(Maide:5/32)

Bu ayet, İslam'ın bütün bir insanlığın tüm zamanlar ve zeminlerde değişmez ortak değerleri olduğunun açık ve net ifadesidir. Ayette haklı bir sebebe dayanmaksızın bir canlının öldürülmesi bütün canlıların öldürmesine eş tutulmaktadır. Bir hayatını kurtarılması da bütün insanlığın kurtarılmasına eştir.

"Kendinize kıymayın! Çünkü Allah sizin için bir rahmet bir merhamet kaynağıdır."(Nisa:4/29)

"Kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın!"(Bakara:2/195)

Ayetleriyle de başta intihar olmak üzere; insanın kendi sağlığına zarar verecek her türlü eylem, yiyecek ve içecek maddelerini de yasaklıyor.

İnsanın hem kendi canını hem de başkalarının canını koruması; hem dinî, hem de evrensel bir hak ve görevidir.

2. MALIN KORUNMASI : Mal meşru yollardan kazanılmalı, belli miktarı Allah'ın emri gereği muhtaçlara verilmeli (Bakara:2/245, 261-274)

Ve israfa kaçmadan Kur'anın öngördüğü ölçüde bölüşülmelidir. Zekat ve sadakası verilen mal hem kendi temiz olur, hem de sahibini temizler;

"Onların mallarından uygun bir miktarı, devlet başkanı sıfatıyla zekat veya sadaka olarak al ve Allah yolunda harca ki: Böylece onları günahlardan arındırıp tertemiz kılasın. Ve onların bağışlanmaları için Allah'a dua et! Çünkü senin duan onlar için huzur ve teselli kaynağıdır. "(Tevbe:9/103)
Zekat ve sadakalar malı korur ve bereketini artırır;

"Allah faizin bereketini alır ve emanete sadakat için yapılan hayrı kattığı bereketle artırır."(Bakara:2/276)

Zekat ve sadaka varlık sahibinin yoksula ve ihtiyacı olan bütün yaratılmışlara bir ikramı değil, yoksulun varlık sahibinin malındaki hakkıdır;

"Ve Allah'ın kendilerine emanet olarak verdiği servetlerinde yardım isteyen fakirlerin ve yardıma muhtaç oldukları halde isteyemeyen yoksulların ve diğer canlıların hakları vardır."(Zariyat:51/19)

"Onlar ki malları üzerinde belirli kimselerin, özellikle yardım isteyebilen ve yardım isteyemeyenlerin de hakkı olduğunu bilirler."(Meariç:70/24-25)

Ayet, onurlu davranıp yardım istemeyen muhtaçlarla birlikte yardım istemekten aciz hayvanları da içine almaktadır.

Malın kazanılması da harcanması da helal yoldan olmalıdır.
Böylece servetini harcayanlar ile servetin kendilerini harcayanlar arasındaki fark ortaya çıkmış olur.
"Ey iman edenler! karşılıklı rızaya da dayansa, birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin.

Tabi ki meşru ticaret hariç. Ve kendinize kıymayın! Çünkü Allah sizin için bir rahmet kaynağıdır."(Nisa:4/29)

3. DİNİN KORUNMASI: Din, akıl sahibi bireylerin kendi hür iradeleriyle seçip kabul ettikleri ilâhî yasalar toplamıdır. Din denilince akla İslam dini gelir. Çünkü Yüce Allah:

" Allah katında din İslam'dır. Daha önce kendilerine mesaj gönderilenler, başka değil, yalnızca kıskançlıktan dolayı, kendilerine gerçeğin işareti geldiği halde farklı görüşlere saptılar. Kim Allah'ın mesajlarını inkar ederse, iyi bilsin ki Allah hesabı en seri biçimde görendir."(Al-i İmra:3/19)

Ve yine; "Her kim kendisine Allah'ın dini olan İslam'dan başka bir din ararsa, bu kendisinden asla kabul edilmeyecektir. Üstelik o ahirette de kaybedenlerden olacaktır."(Al-i İmran:3/85) buyurmuştur.
O da tüm peygamberlerin yolu ve insanlığın değişmez değerlerinin adı olan İslam'dır. Yani Allah'a kulluğun, Allah'a kayıtsız şartsız teslim olmaktan başka bir yolun bulunmayışı demektir. Zira İslam, Allah'ın hakkını teslim etmek için Allah'a kayıtsız şartsız teslim olmak demektir. İslam fıtratın gereği olan tek dindir.

Dine inanma ve dinin gereği ibadetleri hür ve serbest bir biçimde yerine getirme hakkı insanlığın en tabii hakkıdır. Bu hakkı hiç bir beşerî güç engelleyemez. Buna mukabil "Dinde zorlama yoktur."(Bakara:2/256)

Bu ilahî ifade kategorik olarak dinde zorlamayı dışlar. Zira seçme hakkının olmadığı yerde iradeden, iradenin olmadığı yerde de dinden söz etmek mümkün değildir. Zira Yüce Allah kullarını bu konuda serbest bırakmıştır; "Ona doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etme yeteneği bahşettik. Bir de hakikati apaçık ortaya koyan ayetler göndererek ona doğru yolu gösterdik ve seçimi kendisine bıraktık; ya şükreden bir kul olur, ya da vefasız bir nankör!" (İnsan: 76/3)

İnsanın küfrü tercih etme yeteneği olmasaydı, şükür yeteneği de olmazdı. İrade şükrün de küfrün de şartı ve sebebidir. Nitekim "Ve de ki: "Mutlak hakikate atıf olan bu mesaj Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin!" O takdirde Biz, inanmayarak nefislerine kıyan o zalimler için kendilerini kat kat kuşatacak bir ateş hazırladık."( Kehf:18/29)

"Sizi yaratan O'dur; ama içinizden hakikati inkar eden de, hakikate iman eden de var. Ve Allah yaptığınız her şeyi görendir."(Teğabun:64/2)

Dini korumanın en sağlam yolu onu Kur'an ve sahih sünnetten öğrenmekten geçer. Din dışı unsurları inanç ve ibadete karıştırmamalı. Bunun için de Her Müslüman Allah'ın kendisine gönderdiği Kur'anı öğrenmeli ve anlayarak okuyabilmelidir. Sonra da o İlahî mesajı yaşayarak bize tebliğ eden Allah elçisini iyi tanımalı ve onun yolunu izlemelidir. Bunu yapabilen her Müslüman şu ilahî sırra ve mutluluğa mazhar olur:

"İmdi ey Allah'la tatmin olmuş insanoğlu! Rabbine, O'ndan memnu olmuş ve O'nu razı etmiş olarak dön! bunu başarman halinde gir sadık kullarımın arasına...Ve gir cennetime!"(Fecr: 89/27-30)

4. AKLIN KORUNMASI: Allah Teala'nın kendi ruhundan üfleyerek insanoğluna verdiği işitme, görme, duyma ve düşünme yetileri (Secde.32/9) sayesinde insan ilâhî hitaba muhatap olmuş, "Ahsen-i takvim" (Tin: 95/4) derecesine yükseltilerek Allah'ın kat kat ikramına mazhar olmuş (İsra:17/70) ve yer yüzünün halifesi ilan edilmiştir.(Bakara.2/30)

Aklı ve ruhu sayesinde bu yüce dereceye yükseltilen insanoğlunun aklını koruması en önemli görevlerindendir. Bunun için Allah akla ve dimağa zarar veren içki, kumar, şans oyunları, fal ve benzeri eylemleri yasaklamıştır;

"Siz ey iman edenler! sarhoşluk veren her şey, tüm şans oyunları, Allah'tan başkasına kurban sunmak, ve gelecek hakkında fal bakarak kehanette bulunmak şeytan işi pisliklerden başka bir şey değildir. O halde bunlardan kaçının ki ebedi mutluluğa erebilesiniz. Şeytan sarhoşluk veren şeyler ve şans oyunlarıyla sizin aranıza düşmanlık ve kin tohumları saçmaktan, Allah'ı anmak ve namazdan alıkoymaktan başka bir şey istemez. Öyleyse siz hala vazgeçmeyecek misiniz?"(Maide:5/90-91)

Bu iki ayette sayılanlar insan aklını örten ve onun salim düşünmesini engelleyen eylemlerdir. Ulu Allah bunları haram kılmıştır. Bu ayetlere gereği gibi uyan her birey en ideal şekilde aklını korumuş olur.

5. NESLİ KORUMAK : Neslin korunması ve devamı ancak tolumun temeli olan aile bağlarının nikah bağı ile güçlenmesine bağlıdır:

"Ey İslam toplumunun yöneticileri, aile reisleri, mahalle büyükleri! İçinizden bekar olanları, erkek ve kadın esirlerinizden evliliğe elverişli olanları evlendirin! Yoksul da olsalar Allah onları lütfundan destekleyecektir. Zira Allah lütfunda sınırsızdır. Kime ne kadar vereceğini çok iyi bilir."(Nur:24/32)

Bu ilâhî mesaj İslam toplumunun ayakta durabilmesi için ailenin nikah bağıyla kurulmasını şart koşmaktadır. Nikahsız birliktelikler toplumu yok eder. Bundan sonra da ailenin İslam ölçülerine uygun olarak korunması gelir;

"siz ey iman edenler! Kendinizi ve yakınlarınızı yakıtı insanlar ve taşlar olan tarifsiz bir ateşten koruyunuz!(Tahrim:66/6)

Bu ayetle yüklenen sorumluluğu yerine getirmeyen aile reislerinin, Hesap Günü nasıl eşlerinden, yakınlarından ve çocuklarından kaçacak delik arayacaklarını şu ayetler dillendirmektedir;
"O gün her günahkar insan, kendi canının derdine düşecek ve tüm yakınlarını bırakıp kaçacak; Mesela, öz kardeşini, kendisini yetiştirip büyüten annesini, babasını, bir ömür aynı yastığa baş koyduğu hayat arkadaşını ve hatta bir zamanlar üzerlerine titrediği çocuklarını! Çünkü o Gün, onlardan her birinin başından aşkın işi ve kendisine yetecek kadar derdi vardır."(Abese: 80/34-37)

Ne mutlu kendisine, yakınlarına ve insanlığa karşı görevini hakkıyla yerine getirip Rabbinin rızasını kazananlara!
                                                                                                            M.Sait Tandoğan