MSaitandogan @ gmail.com

Asırlardır İslam'ın Allah katında tek "DİN" olduğunu, evrenselliğini her ne sebeptense dünyaya anlatamadık.

Bu hususta kendimizi mazur gösterebilmek için bin dereden su getirebiliriz.

İletişim zaafımız var deriz. Bilim ve teknolojide dünya standartlarının gerisindeyiz diyebiliriz.
Kendi kitabımız Kur'an-ı Kerimi anlamak, algılamak ve anlamlandırmak şöyle dursun, okumayı dahi bilmiyoruz, okutmadılar, yasakladılar, gibi bir takım mazeretler ileri sürebiliriz.

Belki bu mazeretlerin bir kısmı doğru da olabilir.

Ama dönüp de kendimize, kendi iç dünyamıza baktık mı?

Görürüz ki;

İlmi araştırmaları bıraktık.

Bilimsel araştırma kapısını kapattık. Kolayı olan nakilcilik yolunu seçtik. Hem de sorgulamadan her şeyi naklettik.

Son zamanlarda Bilimsel araştırma yapan ilim adamlarını bir takım cemaat gruplarının Şeyh diye öne çıkardığı cahil kişiler tekfir etme cüretini gösterdiler.

Bazı gruplar ve klikler kendi çirkin yüzlerini İslam'a yansıtmaya yeltendiler. İslam'ı tanınmayacak hale getirme eylemine kalkıştılar. Hatta daha da ileri giderek Dini siyasi ve ticari emellerine vasıta eylediler.

Dini disiplin sağlanamadı. Kadınlar ikinci plana itildi. Hem de dinin emri imiş gibi gösterilerek... Kadına şiddet uygulamayı dini gerekçelere bağlamaktan tutun da zina isnat edilen kadın ve erkeklerin recmedilmesi (Meydanda herkesin içinde taşlanarak öldürülmesi ki, böyle bir ceza şekli Kur'anda mevcüt değildir.) gibi İslam'ın yüzünü çirkin gösteren uygulamalar İslam düşmanlarının elini güçlendirmekten başka bir işe yaramadı.

Bu konuda ilmi araştırmalar yapan ve Bilimsel eserler veren ilim adamlarının İlahiyat ve Diyanet çevrelerince desteklenmemesi de ayrı bir problem teşkil etmektedir.

Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Siz işleri bu şekilde çirkinleştirirseniz, elin oğlu İslam düşmanlığından, İslamofobi'den, Müslümanların barbarlığından, şiddet yanlısı olmalarından dem vurur ve bütün bu çirkinlikleri İslam Dinine mal etmeye kalkışır.

O zaman, bize "Bahar (Arap Baharı)" diye dayatılan şeyin aslında İslam'ı ve Müslümanları zayıflatmaya ve nihayet yıkmaya yönelik bir kasırga olduğunu anlayamayız.

Diyalog derler, kendileri çalar, kendileri söyler, kendileri oynarlar.
Ilımlı İslam derler bizi Dinimizden ederler. İslam'ın terör dini olduğunu söylerler. Bu iftiralarına herkesi de inandırırlar.

İslam'ın akla ve bilime aykırı olduğunu iddia eder, bazı hoca kisveli cahil kimseleri de kullanarak onların dilinden bunu ilan ettirirler.

Etnik olarak ermeni ırkçılığını, Din olarak Zerdüştlüğü diriltmek ve yaymak hedefini güden PKK nın sözde lideri ve 40 bine yakın insanın katili ile sizi anlaşma masasına oturtarak onca şehid'in kemiklerini sızlatırlar.

Size dağda ölen teröriste ağlayan bürokratlar tayin ettirirler... Öldürülen Bebek katili ve insanlık düşmanı terörist için "Onlar benim canımdır, ciğerimdir, evlatlarımdır."diyebilen Milletvekili seçtirirler.

Size, "Sultan Ahmet Camii İmamı ile görüşmeye gitmiyoruz." dedirttiler ya. Eğer bu konuyu Sultan Ahmet Camii İmamı ile görüşseydiniz, eminim size şu ilahi fermanları hatırlatırdı;

"Öyleyse ne yılgınlığa kapılın ne de üzülün; eğer gerçekten inanıyorsanız, insanların en üstünü mutlaka siz olursunuz." (Al-i İmran. 3/139)
"...Zira sizsiniz üstün olan, çünkü Allah sizinle beraberdir."(Muhammed: 47/35)
Tabi anlayabilene....
Değerli Dostlar !

Kafaları karıştıran, vicdanları kirleten felsefe ve ideolojilerin etkisinde kalmayalım.

Ülkemizde Aydın geçinen insanlar başlangıçta Allah'ın dini olan yüce İslam'ı Orta çağ Hıristiyanlığı ile karıştırmış olacaklar ki, dini toplum hayatının dışına çıkarmaya çalıştılar. Başarılı olamadılar.

Olamadılar ama Milletçe Dinimizi öğrenmemizi geciktirdiler. Güneş balçıkla sıvanmaz, Kimsenin Hakkı gizlemesi, örtmesi mümkün değil. Çünkü;

"Allah, mutlak hakikatin ta kendisidir. O'ndan başka taptıklarınız ise hiç şüphesiz batıldır. Gerçekten Allah, yüceler yücesi, büyükler büyüğüdür."(Lokman:31/30) Buyurmaktadır.

Öte yandan Ulu Allah meydan okuyor; "Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa o inkarcılar hoşlanmasalar da Allah nurunu tamamlayacaktır. (Tevbe; 9/32)

Bizler her şeyden önce iç muhasebeye yönelmeli ve içsel temizliğimizi yapmalıyız. En büyük savaşın Nefis savaşı olduğunu bilerek bu mücadeleyi kazanmalıyız. Şu İlahi fermanı kendimize ilke edinmeliyiz;

"Ey Mü'minler! Siz kendinizi düzeltin. Siz doğru yolda olursanız, yoldan sapan kimseler size zarar veremezler. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman Allah size yaptıklarınızı haber verecektir."(Maide:5/105)

Ayrıca, şu ilahî buyruğa da kulak verelim: "Dini inkar edenler birbirlerine sahip çıkar, yardım ederler. Eğer siz birbirinize yardımcı olmazsanız, dünyada fitne kopar, müthiş bir bozulma ve fesat ortaya çıkar." (Enfal: 8/73)

Ve yüce Rabbimzin şu tembihini de unutmayalım; " Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir fitne ve kötülükten sakının, ve bilin ki, Allah azabı çetin olandır."(Enfal;8/25).
Selam ve dua ile
M. Sait TANDOĞAN