hulya @ hotmail.com

Saçlarımda aklar tek tük düştüğünde
Vay be yaşlanıyorum dedim kendime..
Sonra hayatım da değişmeye başladı kendi kendine..
Mesela ,
Fazlalıkları atmaya alıştı elim;
Eşyalara...Çula-çaputa gençliğimdeki gibi kalmadı hevesim..
Hızlı müzikler yerini slova bıraktı ...
Sağlığım yerinde olsunlar sardı dilimi...
Camım, çerçevem pis olsun...
Eller ne derse desin umursamıyorum artık ...
Desinler diye değil;
Dilediğim gibi yaşamanın zevkine vardım..
Eskisi gibi insanları da dinlemiyorum ...
Çünkü dinlersem yanlışlara kayıtsız kalamayacağımı biliyorum...
Zira çok yorgunum. Kimseye laf anlatmaya da çalışmıyorum
Herkes nasıl olsa kendi bildiğini okumuyor mu sonuçta...
Haklısın diyorum geçiyorum bende...
Bu arada hala hatalar da yapıyorum
Sadece; hata yapınca kaçmıyorum.
Yüzleşiyorum kendimle...
Hatasız kul olmaz diyorum, takmıyorum bile ...
Yine kırılıyorum; sadece eskisi gibi
Kimsenin kırmasına müsaade etmiyorum ...
Fark ettiğim anda duvar örüp kapımı kapatıyorum...
Zaten daha aza indirgedim insanlarla diyaloğumu...
Hayvanlara yakınlaştım.
Dilsiz dostlarım onlar benim...
Ben zaten geçen yıllarımda;
İnsanların dilinden çektim ...
O ne der bu ne derleri gömdüm geçmişe...
Aslolan benim neticede...
Ve ben artık;
Bazen yaşıma aldırmadan çocuk gibi yaşıyorum.
Bazen bilge gibi...
Kısaca, canımın istediği gibi...
Bu hayat benim. Bir kereliğine geldim, bilirim..
Kendimi seviyorum. Kim seviyor kim sevmiyor ilgilenmiyorum...
Ne ben kimseyi sevmek zorundayım;
Nede kimse beni ...
Ev araba para dilediğim yıllar, kaldı gerilerde...
Şimdi iki dileğim var.
Biri elden ayaktan düşmeden yaşamak.
Diğeri taktiri ilahi tecelli edeceği gün.
Kendi evimde kendi yatağımda uykuda dünyayla vedalaşmak..
Ahraz Sn den alıntı