MSaitandogan @ gmail.com

Türk Tarihinde Ağustos ayı'nın apayrı bir yeri vardır.Türk'ün Anadolu'ya ayak bastığı 26 Ağustos 1071 tarihi ile 30 Ağustos 1922 tarihleri arasında tarihin sayfalarına altın harflerle yazılacak bir çok zafer kaydedilmiştir.

Zaferlerimizde hep Allah rızası vardır...Ölürsem şehid, kalırsam gazi olma ideali vardır...

Zaferlerimizde şehitlerimiz vardır. Allah yolunda ölen ya da öldürülen, ama aslında ölmeyen; Hayatını ve canını imanına şahit kılmış şehitlerimiz var... Onlar hükmen yaşarlar Refik-i Ala'da, Yüce dostlar katında... 

Şehitler ölmez Vatan bölünmez...

"Kim Allah'a ve O'nun Elçisine itaat ederse, İşte onlar Allah'ın nimetine eriştirdiği peygamberler, dosdoğru olanlar, Şehitler ve iyilerle beraber olurlar. Onlar ne iyi arkadaştırlar."(Nisa:4/69)

"Allah yolunda öldürülenler için "ölü" demeyin! Aksine onlar diridirler... Fakat siz farkında değilsiniz."(Bakara:2/154)

Allah yolunda ölen ya da öldürülenin kazandığı ilahi ödül hiçbir dünya güzelliği ve zenginliği ile kıyaslanamaz.

"Ve eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, Allah'tan gelecek rahmet ve mağfiret, onların yığabilecekleri tüm dünyalıklardan daha hayırlıdır.(Al-i İmran:3/157)
Ve şehitliğin ne olduğunu bilmeyen, şehitlere yitti, yok oldu gözüyle bakan münafıklara bomba gibi cevap:

"Allah yolunda şehit olanlar için "Yazık! Muhammed'in arlkadaşları boşu boşuna ölüp gidiyor!" diyen münafıklar! Şunu bilin ki onlar; bildiğiniz ölüler gibi değillerdir. İlâhî rızaya, ikram ve ihsanlara nail olarak cennette yaşamaktadırlar. Öylesine bahtiyardırlar ki birlikte cihat ettikleri arkadaşlarının da şehit olup bu nimetlere kavuşmaarını isterler. Cihada katılmakla Allah'ın sonsuz lütuf ve nimetlerine nail olmanın sevincini yaşadıklarını, İlâhî mükafat vaadinin gerçekleştiğini ve geride kalan mümin kardeşlerinin ahiret azabından korkmalarına gerek olmadığını müjdelemek isterler." (Al-i İmra:3/169-171)

Bir gül bahçesine girercesine toprağın altına giren şehitlerimiz bu vatanın ölmez tapularıdır...

İşte o şehitleri M. Akif ERSOY:
"Şüheda gövdesi bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar!"

diye tanımlamaktadır. İstiklal Marşında da:

"Kim bu cennet Vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda! "

diyerek Anadolu'muzun toprağının şehid kanlarıyla yoğrulduğunu ifade ediyor.
Yazımın başlığını "TÜRK'ÜN ZAFERLER AYI AĞUSTOS" şeklinde düzenledim ama buna;

BAŞIMIZA GELEN MUSİBETLERİ NASIL OKUMALI
"TÜRK'ÜN ŞEHİDLER AYI AĞUSTOS" da diyebiliriz. Çünkü tarih boyunca en çok şehidi Ağustos ay'ında vermişiz.

Şanlı tarihimizin şeref levhalarını teşkil eden ve her biri tarihi diriliş niteliğinde olan büyük zaferlerimizi de Ağustos ay'ında kazanmışız.

26 Ağustos 1071 tarihinde Malazgirt kapısından güzel Anadolu'muza girmişiz. Şairin dediği gibi:

"Aylardan Ağustos, günlerden cuma,
Gün doğmadan iklim-i Ruma,
Türk ordusu geçti hücuma;
Ya Allah Bismillah, Allahü Ekber!"

Allah'ın kelimesini, Yüce Kur'anını iletmek ve tebliğ etmek üzere Allah'ın adıyla Allahü Ekber diyerek Malazgirt kapısından girdik Anadolu'ya.. O günden sonra başladı Hak ile Batıl kavgası Anadolu'da...O günden sonra başladı Haç ile Hilalin savaşı Alem'de...
Malazgirt'ten Mohaç'a ve 26 Ağust 1922 yılına kadar Ağustos ayında destansı zaferler kazanmışız.

26 Ağustos 1071 Malazgirt zaferinden tam 851 yıl sonra Baş Komutan Mustafa Kemal Paşa 26 Ağustos 1922 günü Büyük Taarruzu başlatmıştır. 30 Ağustos 1922 de "30 AĞUSTOS ZAFERİ" ni kazanmıştır.

Malazgirt Zaferi; "Vatan ve Devlet kuran" Zaferdir; 30 Ağustos Zaferi ise, "Vatan kurtaran ve Devlet kuran" zaferdir...Yani Malazgirt'te İslamlaşan ve Türkleşen Vatan, elden gitmek üzere iken 30 Ağustos zaferiyle yeniden kurtarılmış ve Türk Devleti yeniden kurularak Anadolu ebediyyen Türk'ün Milli Vatanı olmuştur.

Bugün Milli vatanımız ve manevi değerlerimiz üzerinde oynanmakta olan oyunları, Türk Milleti İslam'ın da verdiği kudret ve tarih boyunca kazandığı parlak zaferler ve özellikle Ağustos zaferleri ruhuyla alt edecek ve Allah'ın izniyle yeniden Milli Birlik ve kardeşlik şuurunu canlandıracaktır.

Muhtaç olduğumuz kudret; Türklük gücümüz ve İslam inancımızda vardır...

En kısa zamanda Yurdumuzun semalarını kaplayan kara bulutlar Allah'ın izniyle dağılacaktır.

Malazgirt Zaferini, Tarihi bütün zaferlerimizi, Özellikle Ağustos'ta vuku bulan tüm zaferlerimizi, Büyük taarruzu ve 30 Ağustos Zafer Bayramımızı kutlarken, Tarih boyunca cepheden cepheye koşan atalarımızı, tüm Mübarek şehitlerimizi ve Gazilerimizi minnet, şükran ve Rahmetle yad ediyorum.

Sait Tandoğan